2018 Yılında Youtube’u Oluşturan 3 Kullanıcı Tipi

2018 Yılında Youtube’u Oluşturan 3 Kullanıcı Tipi

2018 Yılında Youtube’daki 3 Kullanıcı Modeli

Bugün insanlık her gün Youtube’da 1 milyar 300 milyon video izliyor.

Evimize eşya satın alırken, belki “Artık olmasa da olur.” dediğimiz televizyonların yerine geçen Youtube’da, 2018 yılında karşımıza çıkan 3 farklı kullanıcının izleme alışkanlığından bahsetmek istiyorum. Eğer marka olarak mecraya girmek ya da bireysel olarak içerik üretmek istiyorsanız, tüm stratejilerinizi bu kavramlara göre kurgulamak henüz başlarken öne geçmenizi sağlayabilir.

  1. Model Kullanıcı: “Bana beni geri ver.”

Kişisel olarak da alışkanlıklarımın nasıl minimalliğe kaydığını ben de sizler gibi fark edebiliyorum. Belki bu şekilde yaşamamızın sebepleri arasında Netflix bile gösterilebilir gibi bir teori atacağım ortaya ama o muhtemelen başka bir yazımızın konusu. O yüzden hiç girmiyorum. 🙂

Bir dönem hayranı olduğumuz dizilerin temasında o kadar retro hava vardı ki Netflix ana sayfa bannerlarım tamamen bu dalgaya göre oluşturulmuştu. Öyle ki pazarlamacılar için de bu furyaya eşlik ederek markalarını adapte etme zorunluluğu kaçınılmaz olmuştu o dönem. Hatta öyle ki dizinin sıkı takipçilerinin dünyanın dört bir yanında yaptıkları müthiş illüstrasyonlar da oldukça dikkat çekmişti. Lakin biz gelelim asıl meselemize.

Bugün yaşadığımız dünya geçmişe göre çok daha stresli.
Daha hızlı ve daha kompleks. Tüketicilere eski, henüz bu kadar bildirimin olmadığı ve daha az karmaşanın göz önünde olduğu bir dünyadan esinlenerek retro akım bugün; moda, sinema vb. tüm tüketim ürünlerde hakim bir duruş sergiliyor.

Hammurabi zamanında artan nüfusa karşı evlerden kaç asker ve ne kadar vergi alınacağının hesaplanmasıyla başlayan veri üretimi, bugün insan hayatında FOMO ve benzeri pek çok psikolojik rahatsızlığa sebep olduğu bilimsel olarak kanıtlandı.

Amerikan Psikoloji Birliği’ne göre her 4 Amerikalıdan 3’ü sadece geçtiğimiz ay, en az bir stres belirtisi yaşadığını belirtmiş. Bizdeki durumu ise siz düşünün.

Günümüz insan modelinin, yaşamını rahatlamak ve basitleştirmek için yeni yollar başvurması bunun için blog yazıları ya da mobil aplikasyonlar araması hiç şaşırtıcı değil. Sürekli dijital içerik tüketen bireyler olarak aramalarımız How, What ve Why’dan evrilmeye başlıyor.

Ama şaşırtıcı olan şey, üretkenliğimizi arttırmak için de sürekli bildirime maruz kaldığımız internete bağlı cihazlarımızdan bunu yönetmemiz.

Aşağıda Youtube’da “rahatlatıcı” kelimesiyle ilgili Temmuz 2017 ve Haziran 2018 veri artışını görebilirsiniz.

Geçtiğimiz yıl bu alışkanlığı hem YouTube’da hem de kendi çevremde gözlemledim.

2018’de, kullanıcıların alternatif ve minimalist yaşam tarzları oluşturma girişimlerini belgeleyen “karavan hayatı” video kanalının; abone sayısı ve izlenmeleri tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını gördüm. İlkel teknoloji ve hayatta kalma videolarının tamamı da geçtiğimiz yaz boyunca tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Hepimiz biliyoruz değil mi uzak doğulu o köylü çocuklarının yaptıklarını?

Milyonlarca izleyici bu sistemlerinin nasıl kurulduğunu, gereçlerin nasıl yapılacağını öğrenmek için o videoları tüketti.

  • Markalar bu kullanıcı alışkanlığından ne öğrenmeli?

Bugün yeni nesil tüketicinin daha fazla mobil olma isteği, daha çok seyahat etme arzusu ve minimal yaşama ‘isteği’ sayesinde New York, Bogota ve İstanbul’da yeni iş modelleri her geçen gün artıyor. Pazarlamacıların bu içgörüden hareketle, bir ürün satmaktan çok; artık bir hayat tarzı satmanın farkına varmaları gerekiyor. Y nesli, ürün ya da daha kaliteli ürün yerine, kendi çevrelerindeki insanlarda pozitif değişikliğe sebep olabilecek deneyimin peşinde.

Örneğin, IKEA’nın Ev Turu YouTube dizisi, dağınık bir yatak odasının nasıl rahatlatıcı bir görünüme dönüştüğünü gösteriyor.

Bugün Youtube’un en çok içerik tüketilen mecralarından biri olduğunu düşünürsek, webisode marketing kavramını da daha çok duyacak gibiyiz.

2. Model Kullanıcı: “Bana ilham ver.”

Sadece 1 günde maruz kaldığımız bildirim sayısı o kadar fazla ki modern insan günümüzde kendini, şimdiye kadar yeryüzüne gelmiş tüm insanoğlundan daha yorgun ve rahatlamaya muhtaç hissedebiliyor. Şu halimizi İngiltere’de 19.yüzyılın sonlarında orta sınıfa mensup bir fabrika işçisi görse, demediğini bırakmazdı.

Tüketicilerin daha kaliteli bir yaşam sağlamak için daha fazla bilgi alabilmesi için okuduğu makaleler, bugün birer video içeriğine dönüşüyor. Bu meraklı tüketicilerin aradıkları içerik türü o kadar geniş ki – güzellikten yolculuğa aklınıza gelebilen her şey –  bir video içerik üreticisinin, kendi kullandığı makyaj ve cilt bakım ürünlerini anlattığı video izlenme süresi bile sadece son iki yılda üç kattan fazla artmış. (Google Internal Data, U.S., July 2016–June 2018.)

Youtube ayrıca 2017 Eylül – 2018 Ağustos ayları arasında seyahatle ilgili videoların görüntülenmelerinin de %41 artış gösterdiğini duyurdu.

Kullanıcı, video içeriklerinden ilham almak için Youtube’a girse de markaların bundan faydalanmadığı bir dünyayı hayal etmek zor. Zira İnternet üzerinden alışveriş yapanlarının %70’i, Youtube’ta yeni markalar tanımak istediğini belirtiyor.

  1. Model Kullanıcı: “Bağlantı kuralım mı?”
    Günümüz dünyasında hepimiz, bulunduğumuz her yerde insanların nasıl telefonlarına gömülüp etraflarına karşı duyarsızlaştıklarından rahatlıkla bahsedebiliyoruz. Lakin gördüğümüz o ki, biz tüketiciler olarak hala farklı deneyimler peşindeyiz. Z kuşağındaki her 10 kullanıcıdan 7’si; videoların, izleyenleri birbirlerine daha yakınlaştırdığını ve bu sebepten tercih ettiklerini söylüyor.Youtube’ta aldıkları ürünlerin kutu açılışlarını paylaşanlar, okudukları kitaplardan notlarını sunanlar ya da çocuklar için masal kitabı okuyanların ilgi çektiğini fark eden markalar, webisodelardan farklı olarak kendi içeriklerini, kullanıcıların hep olmak isteyip de olamadıkları lakin izlemekten de keyif aldıkları ögelerden oluşturmaya başladılar.

    Yukarıda bahsettiğimiz konu başlıkları bugün hala zirvede. Örneğini bugün her ne kadar içecek firması olsanız da marka iletişiminizde insanın en çok değer verdiği kavram olan özgürlükle bağlantı kurabilirsiniz. Zaten kurmalısınız da. İçerik pazarlamasının temelinde de olan ‘akran hissettirme’ duygusu bugün empati sayesinde bu alanda da dikkat çekmeyi başarıyor.

    Bir örnek de dünyaca ünlü moda şirketi Kate Spade; hayranlarının keyifle takip edebileceği, ürünleri hakkında stil ipuçlarını paylaştığı, gelen soruları cevaplandığı bir Youtube serisi olarak Talking Shop’u oluşturdu.

    Geçmişte bu kanallarda görmeye alışık olduğumuz, post prodüksiyon bütçelerinin zirveleri gördüğü video klipler, bugün markaların oluşturmaya çalıştığı içerik modelleri arasında bulunmuyor. Kate Spade’in CMO’su Mary Beech’in markaları için bu yoldaki ilginç deneyimlerini de okumak isteyebilirsiniz. Kendisinin bir röportajı da şurada: https://youtu.be/YXPye3kd6Z8

Beech’in değindiği noktalardan en önemlisi olduğunu düşündüğüm bir kısmı da aşağıda paylaşmak istiyorum:

“It feels less like marketing and more like a conversation that customers actually look forward to having with us.”

Özetle demek istediği şey; ürünleri kullanıcılara pazarlarken odaklandıkları şeyin onlara gerçekten bir değer verme işi olması. Röportajda, odak olarak kaçırmak istemedikleri satış beklentilerini ikinci planda tutarak, daha değerli bir olgu yaratmaya çalıştıklarını aktarıyor.

2019 yılı için tüm marka yöneticilerinin ve pazarlamacıların daha çok ilham alması dileğiyle. 🧞

Post a Comment