Gündönümü Çiftliği, 8bin100 Projesi ve İnekler Arasında Bir Süper Kahraman: Aysun Sökmen

 

Halimizden hiç memnun değiliz. Sürekli bir şeylerden şikâyet ediyoruz. Kutu gibi hayatlarımızda, oturduğumuz yerden ahkam kesip duruyoruz. Hepimizin işi çok yoğun. Durup nefes alacak bir dakikamız bile yok. Uzaya roket mi gönderiyoruz? Hayır. Fakat öyle bir mağrurluk var üstümüzde. Sizce bu şikayet döngüsü bir yerde kırılır mı? Elini taşın altına koymak nasıl olur? Bugün size muhteşem bir girişimcilik örneği ile anlatacağım bunu.

 

Cem Seymen’in yıllardır başarılı bir şekilde sürdürdüğü ve Türkiye’ye üretim alanında olağanüstü bir vizyon kattığını düşündüğüm Para Dedektifi programını, özellikle bizim jenerasyondan duymayan yoktur. Bizim jenerasyondan diyorum, çünkü Cem Seymen de her fırsatta hitap ettiği ve aklını çelmeye (!) çalıştığı kitlenin gençler olduğunu dile getiriyor zaten. Bugüne kadar şahane bölümlerini izlediğimiz, kimi zaman gelecek adına bizi umutlandıran, kimi zaman halimizi sorgulatıp dertlendiren Para Dedektifi ile ilgili size ne anlatacak olabilirim? Her bölümü farkındalık uyandırmak ve ekonominin, üretimin, pazarın gerçeklerini anlatmak adına özenle oluşturulmuş birer belgesel niteliğinde olan bu program ile ilgili blog yazısı yazmak isteme nedenim ne olabilir? Bir kadın: Aysun Sökmen.

 

Onu Para Dedektifi programında görüp hedeflerini ve bugüne dek başardıklarını dinlediğimde; bana Ütopyalar Gerçektir dedirtti. Cem Seymen, onu tanıtırken Ferrari’sini Satan Bilge metaforu kullandı. Aysun Sökmen ve projesindeki gönüllüler “Başka bir dünya mümkün” sözünün altını öyle güzel dolduruyor ki. Anlattıkları karşı tarafta şu hissi yaratıyor hemen: “Bunu bizler de yapabiliriz, yapmalıyız!”

 

Yeterince merak ettiyseniz Aysun Sökmen kimdir, neler yapar, beni neden anlattıklarıyla mest etti, açıklamak isterim. Aysun Sökmen, eşi ve oğlu ile birlikte 2000 yılından beri Gündönümü çiftliğini yönetiyor. Çıkış noktası İstanbul trafiğinde 3 saat harcamamak, eşi ile daha fazla vakit geçirmek ve biraz da toprağa dokunmaktı. Kentten kırsala gittiklerinde, hayvan hastalıkları, sosyal zorluklar gibi birtakım yavaşlatıcı faktörlerle karşılaşsalar da azim ve iradeyle Gündönümü çiftliğini bugünlere kadar getirdiler. Her sene bakanlık tarafından kan ve deri testleri yapılan ve Türkiye’deki tek “hastalıktan ari” özelliği taşıyan, 180 hayvanlık bir sürüye sahipler. Hayvanlarına fazlasıyla sevgi ve doğallık sunuyorlar. Böylece muhteşem bir süt üretimi gerçekleştiriyorlar. Bu sütü Aysun the Sütçü markası ile tüketicilere ulaştırıyorlar. 8bin100 gönüllülük projesi ile dünyanın her yerinden ve Türkiye’den hem kırsal yaşamı deneyimlemek isteyen hem de çiftlikteki işlere katkı sağlamak isteyen gönüllüleri ağırlıyor; onlara kalacak yer ve yemek veriyorlar.

 

 

Şimdi bir soluklanalım. Buraya kadarı zaten yeterince göz kamaştırıcı iken; bu konunun bir de toprak ile ilişkili tarafı var. Hatta konu tamamen buraya dayanıyor diyebiliriz. Tohum, ilaç, gübre ve endüstriyel üretim çıkmazının dışında ne yapılabilir sorusu üzerinde düşünerek, gelecek nesillere sağlıklı ekosistem, sağlıklı toprak ve sağlıklı ürünler bırakma motivasyonu ile hareket eden Aysun Sökmen; daha fazla üretim yapabilme amacıyla toprağın karakteri ile oynamamak gerektiğine inanıyor. Yitip gitmekte olan, yanlış ürünler tükettiği için hastalıklarla boğuşan ve bu döngü kırılmazsa daha kötüleriyle boğuşmaya devam edecek olan insan soyunu gelecek nesillere hazırlamak için bir misyon edinen Aysun Sökmen, çiftliğinde hayvan yemini, ilaçları kesinlikle kullanmıyor. “Doğa ne verirse hayvanlarım onu yer” diyor.

 

Kuraklık yaşadıkları bir dönemden sonra Yağmur Suyu Hasadı’nı keşfetmişler. Dolayısıyla iklim değişiklikleriyle bir anda yağmur yağması ya da uzun süre yağmur yağmaması ile, yeraltı sularının tükenmesi tarım, hayvancılık ve insanlık için ölümcül bir tehlike. Bu yüzden kendi deyimiyle “Toprağa tecavüz etmekten” imtina ederek, yağmur suyu hasadı ile Gündönümü çiftliğini koruyor ve yaşatıyor. Toprağın sürülmesine de şiddetle karşı.

 

8bin100 projesi ile çiftliğe gelen gönüllüler, tezek ile yapılan evlerde kalıyor J Bu gönüllüler aynı zamanda çiftlikteki işlere yardımcı oluyor ve bu işlerin en önemlilerinden biri günde yaklaşık 4 saat hayvanları taramak. Hayvanların daha lezzetli ürünler vermesi, yemlere, ilaçlanmış topraklara değil, daha sağlıklı ve mutlu olmasına bağlı diyor Aysun Sökmen.

 

Öyle hayran oldum ki, yakın zamanda projesinde gönüllü olarak çalışmak adına başvuru yapmayı planlıyorum. İnsanlığa ilham olmak, umut olmak tam olarak bu işte. Hala çoğumuzun yeterince farkında olmadığı yitip giden sağlığımız için savaşan, bunu yaparken toprağa dokunan, elleri tezeğe bulaşan kadın Aysun Sökmen; dünyadaki çok sayıda süper kahramandan biri belki. Onu benim gözümde bu kadar ayrıştıran ve değerli kılan ise, öze dönmenin ve doğanın değerini bana bir kez daha hatırlatması.

 

*Röportajlarını mutlaka izlemenizi tavsiye ederim: http://gundonumu.biz.tr/roportajlar/

 

Sevgiyle.

 

 

 

 

Hülya Özdestici