Hmm, Demek Freelancer’sın

 

Günümüzde gittikçe popülerleşen freelance çalışma modelini sizler için toplarladık. Güzel yanlarından bahsederken, kötü özelliklerini de atlamadık.

Patron yüzü görmemenin mutluluğu


Her çalışan yakınen bilir, o meşhur asık suratlı patron edasını. Her an emir vermeye (ya da azarlamaya) hazır bir ses tonu ve tüyler ürpertici bakışlardan uzak olmayı kim istemez. Bunun yolu ofis dışında çalışmaktan geçiyor.

Devamlı büyüyen iş listesinden uzaklaşmak


Eğer yöneticiniz ile ofiste göz göze, diz dize çalışıyorsanız; size yüklenen işler bitmek bilmez. Her karşılaştığınızda adamın/kadının aklına size yükleyeceği işler gelir. Hele o yan odadan edilen telefonlar yok mu? Dünyayı kurtarmanız gerek, tabi tabi.

Her gün yapılan çok gerekli (!) toplantılardan muaf tutulmak

Her iş yeri devamlı gündeminde acil konular barındırır. Bu aciliyet kime göre, neye göre; değişir tabii. Genellikle rutin iş hâlinizin devam etmesi gerekirken, çok önemli hissi verilen toplantılara girer çıkarsınız tüm gün. Ama aynı zamanda işlerinizin de yetişmesi istenir.

Uzaktan çalıştığınız için o çok çok mühim toplantılara çağırılmaz, arada sırada gerçek toplantılara katılırsınız.

Her mekânı ofis olarak kullanabilmek

Bir sürü işiniz birikti, hepsini yetiştirmeniz gerekiyor. Ama bir yandan da çıkıp bir kahve içesiniz var. İşte bu gibi durumlarda freelance çalışmanın en fiyakalı tarafları devreye gidiyor. Bilgisayarınızı kolunuza takıp, en sevdiğiniz kafede, sert bir Americano yudumlarken bile önemli işlerinizi yetiştirebilir, daha rahat bir ortamda çalışabilirsiniz.

Çılgın mesai saatlerinden kurtulmak

Freelance çalışma düzeninde “mesai saati” diye bir kavram yok, malum çalışma saatlerinizi siz belirliyorsunuz. İsterseniz sabah 5’te çalışın, isterseniz akşam 9’da. Tüm iş, planlaması, yetişmesi gereken bölümlere göre sizin düzenlemenize kalmış. Eğer disiplinli çalışıyorsanız, ofis dışı çalışma hayatında sıkıntı çekmeden, insani saatlerde bir çalışma düzenine sahip olabilirsiniz.

İstediğiniz vakit tatil imkânı

Bildiğiniz gibi çoğu meslekte istediğiniz zaman diliminde tatil yapmanız bir hayli zordur. Hele de kalabalık bir firmada çalışıyorsanız, neredeyse bu konu üzerine bir savaş vermeniz gerekebilir. Çünkü sizin gibi sırada bekleyen daha bir sürü insan vardır. Ancak freelance çalışanlar öyle mi? Tabii ki değil. İşlerini haftanın iki gününe sıkıştırıp geri kalan beş gün tatil yapma gibi süpersonik imkânlara sahipler. Tatildeyken çalışabilmeleri de cabası.

Maaşların gecikmesi çok olası

Yanlış yönlendirme olmasın diye kötü taraflarından da bahsetmemiz gerekiyor. Ve bilindiği üzere en kötüsü de işin maaş kısmı. Freelance çalışma modelinde birçok iş yeri maaşları geç ödüyor; ki geç ödüyorsa şanslısınız hiç ödemeyeni de var. Bu da ülkemizdeki emeğe saygısızlık örneklerinden bir diğeri.

İnsanların gözünde potansiyel işsizsinizdir

Freelance mükemmel demiyoruz. Ancak doğru çalışma şartlarında en keyifli iş şekillerinden biri. Türkiye’de zor tabii, o kabul. Yeni tanıştığınız insanlar bile freelance çalıştığınızı duyunca size işsiz sanabilir. Evet, bu gerçek. Hem de bunun için yaşlı veya kültürsüz olmalarına gerek yok; genel algı bu şekilde. Freelance çalışmanın kıymetinin anlaşılacağı ve değer göreceği günler dilemekten başka çare yok.

En güzel ofis: Home ofis

Evinizde doya doya vakit geçirebilirsiniz. Eğer bir ev kuşuysanız bu imkân sizin için çok önemli olmalı. Evde kendinize tatlı bir çalışma köşesi kurup, disipline olabilmeniz için bu bölümde çalışmalarınızı yürütebilirsiniz. İstediğiniz gürültü ya da sessizlikte, kıyafette ve hatta pozisyonda.

Özgürlüğün dayanılmaz hafifliği

İlk başlarda freelance adam çalıştırmak isteyen şirket ararken, zamanla deneyiminiz arttıkça iş yerleri size ulaşmaya başlar; bu da işlerin tıkırında ilerlediğinin bir kanıtıdır. Evet, artık özgürlüğünüzü ilan edebilirsiniz.

Tags:

Emin Can Soyaroğlu Yazar Hakkında