Online İşletmenizin Para Kazanıp Kazanmayacağını Nasıl Test Edersiniz?

Bir şeyler olur ve birden ampül yanar.

Aklınıza mükemmel bir girişimcilik fikri gelir. Online olarak kurup yeteneklerinizi ve tutkunuzu paraya dönüştürebileceğiniz, mevcut işinizden ayrılacak kadar para kazanacağınız ve kendi işinizin patronu olabileceğiniz, laptopunuz ile istediğiniz yerden çalışabileceğiniz bir hayal dünyasına girersiniz.

Vakit kaybetmeden işe koyulur ve araştırma yapmaya başlarsınız, belki sınırlı veya hiç olmayan bir bütçe ile yola çıkıp önce bir web sitesi kurarsınız ve ardından içeriklerinizi, ürünü/fikri tanıtacak materyaller hazırlarsınız. Belki de daha önceden üzerinde çalıştığınız, çok az hazır olan bir ürün ile satışa bile başlamak isteyebilirsiniz.

“İnsanlar bir şeyler satın almak zorunda.” diye kendinizi motive edebilirsiniz. Fikriniz muhteşemdir, çünkü sizindir. Bir hafta sonra kendinizi reklam kampanyalarını açarken bulabilirsiniz. Dedik ya zamanı boşa harcamadan hemen yola koyulabilirsiniz.

Kampanya başladı, ufak tefek pazarlama çalışmaları yaptınız, ürüne odaklanmaya çalıştınız, belirli bir trafik de geldi ama hiç satış olmadı. Hızlı başladınız, hızlı hareket ettiniz ama sonuç alamadınız. Sorunu web sitesinde bulup yeniden bir tasarım yapmaya koyulabilir veya içeriklerinizi güçlendirebilir, değiştirebilirsiniz.

Bir hafta, bir ay geçer yine de sonuç yoktur. Tam bu aşamada gerçekçilik devreye girer ve kimsenin ürününüzü, fikrinizi satın almadığını görürsünüz.

Yalnız değilsiniz…

Daha önce online olarak satış yapmaya çalışan pek çok kişi/girişimci bu ana sorunla karşılaştı. ( biliyorum )

Bazı ürünlerin veya fikirlerin başarısız olmasının ana nedeni aslında o ürün için bir pazarın olmamasından kaynaklanır. Pek çok insan sadece internet üzerinden harcama yaparak ufak tefek de olsa hemen para kazanmaya başlayabileceğini düşünür, reklamlara, dijital pazarlamaya başlar.

Ancak, online işletmeler de aslında gerçek dünyadaki gibi işler. Düşük bütçelerle bir iş başlatabilirsiniz, belki hobinizden de para kazanabilirsiniz ancak kötü fikirler ortaya koymak ve hayata geçirmek internet dünyasını daha iyi bir yer haline getirmez.

Bu kadar zaman harcadıktan sonra kimsenin sizin ürününüzle ilgilenmemesi acı vericidir. O kadar zaman ve para harcamışsınızdır ancak bir tane bile dönüş olmamıştır. Özellikle de daha fazla odaklanıp iş üzerine düştükten sonra bile. Bu acınızı geçirecek ve test etmenizi sağlayacak olan asıl unsurları bu yazımda sizlerle paylaşacağım ve online işletme fikrinizin para kazanıp kazanamayacağını test etmeye başlayacaksınız.

Bir fikri test etmek ön bir tanıtım yaptığınızda olanakları ve pazarı görmenizi sağlar ve buradan para kazanabileceğinizi veya batacağınızı göstermeye yardımcı olur.

Bir fikri test etmenin iki farklı yolundan ilerleyelim bugün.

  1. Kolay Yol
  2. Zor Yol

Pazarlamaya her zaman sonuna kadar güvenip umut bağlamayın. “Gerçek bir problemi çözmek üzere” yola çıkarsanız insanlar sizi destekleyip ürününüzü alacaktır.  Aksi takdirde bir kazanç elde edemez ve harcadığınız vakitle, parayla kalırsınız. Tek iyi yanı ise elde edeceğiniz tecrübe olacaktır.

Kolay Yol

Fikrinizin para kazanma şansının olup olmadığını bilmek için en hızlı ve en ucuz yol, başka birinin yapmak istediğiniz şeyden kâr elde edip etmediğini kontrol etmektir

Bir iş fikri ile geldiğinizde, ister blog isterse e-ticaret mağazası olsun, rekabetin varlığı sizi cesaretlendirebilir. Ancak bazı pazarlarda ufak eforlar ile var olmak mümkün değildir ve barınmanız, pazarda tutunmanız çok zordur. Çok yüklü zaman ve maddi maliyet getirir. Bugün n11.com ve gittigidiyor.com, hepsiburada.com ile tek bir bilgisayar, günde 2 saat ve bir laptop ile başa çıkabileceğinizi düşünerek rakip olmaya çalışırsanız muhtemelen birinci gün daha bitmeden pes edersiniz.

Gerçekten rekabet edebileceğiniz ve tutunabileceğiniz, gerçek verilerle girebileceğiniz bir pazarda tutunmak üstteki senaryoya göre kolaydır. Rekabetin analizi neticesinde yapmanız gereken “parayı” takip etmektir. Çünkü hali hazırda aktif bir para akışının olduğu bir sektör size pek çok ipucunu daha başlamadan verir.

İnternet girişimleri, reel bir mağaza, şirket açmaya göre daha kolay büyür, daha kolay yönetilir bu doğrudur. Ancak internet dünyası dahi olsa rekabetin de olması demek, rakiplerinizin önüne geçebileceğiniz anlamına gelmez.

Apple, Google, Facebook ve WordPress bugün herkes tarafından bilinen dünya devleri. Ancak bu şirketler yaptıkları işte tek oldukları için bugün büyük değiller. Pek çok dişli ve uzun yıllardır pazarda rakipleri vardı. Apple için Nokia, Google için Altavista ve Yahoo, Facebook için Friendfeed, WordPress için de pek çok farklı rakip zaten yıllardır mevcuttu hala da varlar. Yazı belki başlangıç anlatımları itibarıyla çelişkilerle dolu olabilir ancak okumaya devam ettikçe aradaki boşlukları rahatça doldurabileceksiniz 🙂

Rekabet iyidir çünkü müşteri adaylarınıza daha iyi ve farklı hizmetler sunarak para kazanmanızı sağlar. Rakipleriniz büyüdükçe pazar da büyür, bu size de doğrudan katkı sağlar.

Kolay yol ile hemen başlayalım:

1. Rakip Analizi Yapın

Online bir girişim için rekabet analizinde kullanabileceğiniz en iyi yol Google’ı kullanmaktır.

For example, if your online business idea involves becoming a business coach. Just type into the search bar, sentences people seeking business advice would use. Örnek olarak bir yaşam koçu olmak ve müşterilerinizi de internetten bulmak üzere bir iş fikri geliştirdiniz. Öncelikle bir arama yaparak başlayın;

Bu basit bir başlangıçtır. Yaptığınız arama sonucu sonrasında bu işin yapıldığını gördükten sonra bir sonraki aşamaya geçiyoruz.

2. Rakip Analizini Derinleştirin.

Araştırma, analiz yapmak işinizi her zaman kolaylaştırır. Rakiplerinizin neler yaptığını görmenizi sağlar. Onların para kazanıp kazanmadığını, nasıl para kazandıklarını ve fikrinizi nasıl geliştireceğiniz yönünde size ipuçları sağlar. Bu araştırma sonucunda iki temel soruya cevap bulmalısınız.

  1. Rakipleriniz para kazanıyor mu?
  2. Daha fazla nasıl değer üretebilir ve siz de para kazanabilirsiniz? Müşteriler sizi neden seçmeli?

Rakipleriniz para kazanıyor mu?

Rakip bulmak fikrinizin daha doğrusu işinizin tutacağını göstermez. Öncelikle derinlere inerek yeterliliklerinizi gözden geçirmeli ve işi incelemelisiniz. Bilmediğiniz, hiç tecrübeniz olmayan bir alanda tabii ki işe girmeyin. Oldukça zahmetli ve riski çok yüksetir. Bu yüzden tecrübeleriniz ve yeteneklerinize göre bir iş fikri seçmelisiniz. Bizimkisi sadece bir örnek 🙂

Peki bunu nasıl yapabilirsiniz:

Gelir yollarını ve tahmini kazançları ölçmeye çalışın, realist olun. ( lütfen )

Pek çok işletme maddi gelirlerini ve raporlarını tabii ki paylaşmaz. Ancak bu verileri tahmini ve gerçekçi olarak ölçmenin farklı yolları da vardır. Gelir bazında fikir elde etmenin çok kolay bir yolu var. İşe gireceğiniz alanda rakiplerinizi müşteri gibi arayarak seans ücreti, danışmanlık ücreti gibi konularda teklif alabilirsiniz.

Yurt dışında bu işi aşan ve %100 şeffaf olarak kazancını ve nasıl kazandığını açıklayan şirketler var. Buffer ise bunların arasında en iyi diyebilirim.

Görsel Kaynağı için tıklayın

Telefonla arama yaptınız ancak yetmedi, internette genel bir arama ile pek bir şey bulamamış olabilirsiniz. O zaman Türkiye için en güzel araştırma yollarından birisi forumlar ve bloglardır.

Yine de pek bir şey bulamadıysanız ünlü forumlara üye olup konu açarak fikir elde edinebilirsiniz! shiftdelete.net , forumtr.com, forum.donanimhaber.com faydalı olacaktır.

Web site trafiğini ölçmeye çalışın.

Similarweb.com adındaki muhteşem aracı tanımalı ve mutlaka kullanmalısınız. Ücretsiz üyelikle kısıtlı da olsa güzel verilere erişebiliyorsunuz. İnternet sitesinin aldığı trafiği ölçerek veri elde edebilir ve yine tezinizi güçlendirebilirsiniz.

Görsel Kaynağı için tıklayın

Yukarıda örnek olarak erdemtaskinsu.com için bir similarweb analizi duruyor. SEO yani arama motorları üzerinden elde edilen trafik neticesinde siteye trafik geliyor. Güzel bir veri!

3. Nasıl geliştirebilirsiniz?

Rakiplerinizi araştırırken daha derine inmek için internet sitelerini en ince ayrıntılarına kadar incelemelisiniz. Müşterilerine ekstra neler sunuluyor? Neler veriyor? Bunu en kolay yollarla öğrenebilir ve fikir elde edebilirsiniz:

  • Mail listesi varsa kaydolun.
  • İmkanınız varsa hizmeti veya ürünü deneyimleyin.
  • Online ortamlardaki müşteri yorumlarını okuyun.

Buradaki işiniz, rakiplerinizin sunduklarına benzer veya daha fazla bir değer yaratmak veya hatta belki de farklı bir açıdan bakarak, örneğin bir iş koçundan ziyade sadece kadınlar için bir iş koçu olmak olabilir.

Daha spesifik bir kitleye daha sağlam mesajlar verebilir ve daha fazla odaklanabilirsiniz.

Rakipleriniz hakkında yapabileceğiniz her şeyi öğrenmelisiniz. Müşterileri kimler, sahip oldukları acı noktaları ve bir hizmet ya da üründe neyden hoşlanıp nefret ettikleri çok önemlidir.

Daha sonra müşterilere daha iyi hizmet verebilmenin yolları hakkında beyin fırtınası yapın.

Rekabetin, yeni bir iş için kötü olmanın tersine, gerçekten iyi olduğunu görebilirsiniz. Çünkü zaten neyin işe yaradığını bilmenize ve bunu geliştirmenize izin verir.

Pazar payını öğrenin, geliştirin, işinizi başlatın ve trendleri yakalayın. Kolay değil mi?

Ama ya rekabet yoksa? Ya yapmak istediğin şeyi yapan bir işletme veya girişimci yoksa?

İstisnalar muhakkak var. Çok nadir durumlarda gerçekten eşsiz ve muhtemelen karlı olan bir fikre rastlamış olabilirsiniz. Bunun gibi fikirlerin riskli olsa da başarı şansı vardır.

Yeni fikirlere daha fazla dikkat etmeniz ve tam olarak yatırım yapmadan önce bunları gerçek dünyada her zaman test etmeniz gerekir.

Sonunda, ya para kazanabileceğiniz benzersiz bir işiniz olacak ya da tasarruflarınızı ona dökmeden önce para kaybetmeden çekilebileceksiniz.

Bu bizi bir fikri doğrulamanın diğer yöntemine getiriyor.

Zor Yol

Online  işletme kurmada, bloglar, e-ticaret vb. derken başlanabilecek en kolay iş yolları olarak tanımlanırlar. İnternet küresel olduğu için herhangi bir grubu hedefleyebilirsiniz diye yaygın bir mit vardır. Ancak doğru bir iş fikriniz ve planınız, bilginiz yoksa bu doğru değil.

Uzman bir blogger olan ”Jon Morrow”, aşağıdaki özelliklerin sahip olmayı başardığı iyi bir pazarı (blog oluşturma açısından) tanımlamaktadır:

  • Kendini tanımlar: Ne olduklarını bilirler ve kendilerini bu şekilde tanımlarlar. Örneğin Kaya dağcılar.
  • Birlikte gruplandırılabilirler: Aynı problemleri paylaşırlar ve birlikte gruplaşabilsinler.
  • Yeni başlayanların geniş bir sürekliliğini içerir : Yeni başlayanlar en aktif öğrenenlerdir. Bir fikri kabul etmek için uzmanlar elde etmek, hatta bir kar elde etmek için onları bir araya getirmek bile zor.
  • Aynı perspektifi paylaşır: Hedeflediğiniz pazar aynı bakış açısını da paylaşmalıdır. Örneğin, hem erkek hem de kadın için bir ilişki önerisi blogu oluşturmamalısınız. Onların bakış açıları her ikisini de hedeflemek için çok farklı.
  • Öğrenmek istiyor : Bloglar temel olarak eğitime hizmet ettiğinden, pazarınızın da öğrenme arzusu olması gerekir.
  • Devam eden bir ilgisi vardır: Jon Morrow’a göre, piyasanın da kısa bir süre değil sürekli bir ilgisi olması gerekiyor. Örneğin, çoğu fotoğrafçı daha iyi olmak isterken, yakın zamanda gelinler sadece konuyla bir kez ilgileniyorlar.
  • Milyonlarca insandan oluşur: Sonunda, pazarınız harcayacağınız kaynaklara değecek kadar büyük olmalıdır.

Şimdi, Jon Morrow’un tavsiyesi bloglara odaklanmış olsa da, internet tabanlı işler için hala çok yararlı. Sadece çevrimiçi olmak istediğiniz herhangi bir grubu hedefleyemezsiniz ve yapabilseniz bile, her grup karlı değildir.

Jon Morrow’un iyi bir pazarın özelliklerini kullanmak, kafanızdaki bazı kötü fikirleri bertaraf etmenize yardımcı olabilir.

İyi bir pazarın özelliklerini biliyorsunuz. Fakat fikrinizin pazar potansiyeli olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Bunu yapmak için eğilimleri araştırmanız, ideal müşterilerle konuşmanız ve daha sonra, gerçek dünyada nasıl bir performans sergilediğini görmek için fikri minimum bir ürünle test etmek için öğrendiklerinizi kullanmanız gerekir.

1. Trendleri Araştırın

Google’ın arama trendleri için şık bir aracı var, buna Google Trends deniyor. Belirli bir arama teriminin sıklığını ve hacmini göstermektedir. Bir düşüncenin sürekliliğini ölçmek için mükemmel bir araçtır.

2. Potansiyel Müşterileriniz İle Konuşun

Ürününüzü veya hizmetinizi kimlerin oluşturduğunu düşünün.

Kaç yaşındalar? Zamanlarını nerede geçiriyorlar? Sorunları ve arzuları nelerdir?

Sonra o insanları bulmaya çalışın, bulun ve konuşun.

İdeal müşterilerinizle sohbetlere katılın. Sosyal medyadaki fikrinizle ilgili konuları veya grupları arayın. İdeal müşterilerinizin Facebook’ta olduğu gruplara veyahut Kadınlarkulübü, Donanımhaber gibi forumlara katılabilirsiniz.

Bunları bulduktan sonra sorular sorun, anketler yapın, kullanıcılara özel olarak mesajlayın ve onlar ve ihtiyaçları hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışın. Onlarla çevrimdışı olarak görüşebilirseniz, bu büyük bir artıdır.

Bu aşamada kurmaya çalıştığınız şey, gerçekten işiniz için bir talep olmasıdır. Gerçek sorunları ve arzuları olan gerçek insanlar sizin sunacağınız hizmetlere ihtiyaç duymalılar.

Onları dinleyin. Fikrinizi beğendiler mi? Bu iyiye işaret. İsteksiz görünüyorlar mı? Bu da not etmek için bir şey. Bunu aşmak için neler yapabileceğinizi gözden geçirin. Sürekli notlar alın.

Onlardan mümkün olduğunca fazla bilgi edinin ve sürekli olarak olumlu yanıtlar alıncaya kadar teklifinizi geliştirin.

İdeal müşterilerinizle konuşmanın, aynı zamanda, daha köklü işletmelerden sıyrılmak için müşteri araştırmasında kullanabildiğinizden dolayı “Kolay Yol”da da yararlı olabileceğini unutmayın.

Ancak herkese hemen güvenmeyin. Belki konuştuğunuz insanlar sizi hayal kırıklığına uğratmak istemiyordu. Belki yanlış soruları sordunuz. Gerçek şu ki, bir fikrin kârlı olup olmadığını test etmenin tek yolu, bunun hakkında konuşmak değil, gerçek müşterilerin önünde gerçekte var olmaktır.

Bu da bizi testin son aşamasına getiriyor, minimum canlı ürününüzü oluşturmak yani MVP(Minimum Viable Product).

 

3. MVP Oluşturun

İngilizcesi ”Minimum Viable Product” olarak bilinen bir MVP , Eric Ries tarafından popüler hale getirilmiş ve sektöre kazandırılmıştır . Bir üründe ihtiyaç olan en az miktardaki özellik piyasaya sürülür ve test edilir. ( uçak yapmak istiyorsan ilk önce bisikletle başla, akabinde motorsiklet, araba… ) Aklınızda bir blog sitesi açmak olabilir. Onlarca farklı kategori düşünmüş olabilirsiniz. Örneğin bir blog sitesi için sadece belli tek bir kategoride işe başlayıp ilerleyebilirsiniz. MVP, ürününüzün beğenildiği veya beğenilmediği özellikler gibi varsayımlara cevap vermek için vardır. Aynı zamanda size müşteri sağlar

Çevrimiçi işletmeler söz konusu olduğunda, MVP’lerin kurulumu kolaydır.

 

Bloglar İçin MVP

Fikriniz uzmanlığınızı göstermek ve bir kitle oluşturmak için bir blogun etrafında dönüyorsa, bir kayıt formu oluşturabilir ve MailChimp ile ücretsiz olarak e-posta listenize bağlayabilirsiniz .

Kampanya oluştur düğmesine tıklamanız yeterlidir .

Bir landing page oluşturarak işe başlayabilirsiniz.

Kurulumlarınızı yaptıktan sonra işe başlayabilirsiniz. Eğer bu konu hakkında pek bir bilginiz yoksa Mailchimp yardım dökümanları üzerinde çok kolay yollar mevcut.

Listeniz ve kayıt sayfanız hazır olduğunda, Medium, Quora gibi web sitelerinde ya da kitlenizin aktif olduğu forumlarda, bloglarda  yayınlara başlayabilirsiniz. Quora ve Medium ücretsizdir ve büyük avantaj sağlar. Ardından, her bir yayının veya yanıtın sonunda, içeriğe trafik almak için okuyucularınıza kaydolma sayfanızın bağlantısını sağlayın.

Tutarlı bir değer yaratarak ve bu ağlarda ilişkiler kurarak, insanların sunmanız gereken şeyle ilgilenip ilgilenmediklerini ölçebilirsiniz.

Gösterdikleri ilgi sizin için büyük bir avantajdır ve size fayda sağlayacaktır.

Eğer ilgilenmiyorlarsa da para ve vakit kaybetmenizin önüne geçecektir..

Ürünler İçin MVP

Bir ürünü satmadan veya üretmeden önce satabileceğinizi test etmek isterseniz. MailChimp ile ücretsiz bir açılış sayfası oluşturabilirsiniz.

Ürününüzün resimlerini güçlü açıklamalarla ekleyin, ardından satın al düğmesini ekleyin.

MailChimp, açılış sayfalarınızı mükemmel hale getirmenin ücretsiz bir yoludur.

Görsel kaynağı için tıklayın

Ziyaretçiler satın al düğmesini tıkladığında, ürünün şu anda müsait olmadığını ve e-posta adreslerini girmeleri gerektiğini ve stokta olduğunda onlara bir bildirim göndereceğinizi bildirir.

Ardından dönüşüm oranınızı izleyin. Açılış sayfanızı görüntüleyen kişi sayısı, satın alma düğmesini tıkladığında x kadar, y kadar trafik var. Bunu MailChimp rapor seçeneği ile yapabilirsiniz.

Dönüşüm oranınızı görmek için , gezinme çubuğundaki raporlara tıklayın.

Mail ve landing page operasyonlarınızdaki verimliliği ve sonuçların hepsini detayları ile görebilirsiniz.

Landing page üzerinden belki bir reklam kampanyası da başlatabilirsiniz. Üstelik bunu çok cüzi rakamlarda yapabilirsiniz. Sonuçta elinizde bir MVP var ve fikrinizi test ediyorsunuz. Eğer yeterli kişi, satın alma düğmenizi tıklarsa ve satın alma yaparsa, reklam maliyetini karşılar ise bu yeterli bir veridir.

Tamam, senin fikrin sağlam temellere dayanıyor!

Öte yandan farklı bir senaryoda, dönüşüm oranınız reklam maliyetlerini karşılayamaz veya sizin için çok az kar bırakır. İşte o zaman şunu demelisiniz “Şimdi başka bir şey test etme zamanı”.

Bu testleri gerçekleştirdiğinizde, kuracağınız herhangi bir işletmenin daha yüksek bir başarı şansı olacaktır.

Sonuç

Dolayısıyla, çevrimiçi iş fikrinizin karlı olup olmadığını test etmek için aşağıdakileri yapabilirsiniz:

  1. Kolay yol: Rakiplerin araştırılmasını ve fikrin geliştirilmesini içerir.
  2. Zorlu yol: Trendleri araştırmak, müşterilere konuşmak ve fikirlerinizi bir MVP ile test etmek.

Bugün bu kadar ücretsiz veri kaynağına sahip olarak tabii ki avantajlısınız. Bunları iyi kullanarak eğer bir fikriniz varsa tıpkı Elon Musk’ın dediği gibi ( her ne kadar bu aralar sapıtsa da ) ; harekete geçin!

Sorularınız olursa yorum üzerinden belirtebilirsiniz.

Sürç-i lisan ettiysek affola.

Deniz Yörük Yazar Hakkında