2016’da İçerik Pazarlaması Nereye Gidiyor, Nasıl Aksiyonlar Alınmalı?

Pazarlama konsepti içerisinde yıllar boyunca çeşitli paradigma kaymaları gerçekleşti; değişime uyum sağlayanlar ve sağlamayanlar arasında doğal bir seçilim yaşandı ve hayatta kalabilen markalar var olmaya devam ettiler. Bugün geldiğimiz noktada “İçerik”, artık çoğunluğun farkında olduğu, bunlardan bir kısmının farkında olmaktan öte uyguladığı, uygulayanların ise yine yalnızca bir kısmının başarılı olabildiği, belirgin bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmakta. 2016’nın içerisinde emin adımlarla ilerlerken, önemi her geçen gün giderek artan İçerik Pazarlaması’ nın bugününü, gelin birlikte değerlendirelim. Yaratılan içeriğin niceliğinden çok, niteliğinin ve istikrarlı oluşunun önemini vurgulamaya devam ederken; somut örneklerle gitmek doğru olacaktır.

İçerik ve SEO’ nun Yol Ayrımı Keskinleşiyor

Arama sonuçlarında kullanıcıların karşısına çıkmak, sektörüyle alakalı kelimelerde trafik almak elbette hayati bir mevzu. Google’ın algoritmasına ve güncellemelerine ayak uydurmak, doğru analizleri gerçekleştirmek ve bu doğrultuda optimizasyon yapmak gerekmekte. Fakat hakkıyla yapılmış bir SEO çalışmasının “İçerik” tarafına katkısı, eğer içerik kendisini okunabilir ve nitelikli kılamamış ise, ne yazık ki sınırlı kalmakta. Bir blog yazısında SEO gereği başlıkta ve giriş paragrafında sıkça kullanılmış anahtar kelimeler; esasında SEO değerinizi düşürüyor. Çünkü Google, anahtar kelimelerden çok, anlamlı, ilişkili ve kaliteli içeriğe odaklanıyor.

Demek ki, SEO ve içerik tarafında fayda okları her ne kadar çift yönlü olsa da, “İçerik” SEO’dan bağımsız olarak kendini var etmeli ve ben buradayım diyebilmeli.  Dolayısıyla bugün, İçerik Pazarlaması ve SEO idari anlamda birbirinden ayrışırken, bunlara ayrılan bütçeler de yeniden şekilleniyor. Artık içerik pazarlaması için ayrılan bütçenin düzenli olarak artış gösterdiğini ve en az SEO için ayrılan bütçe kadar, içerik pazarlaması için de bütçe ayrılması gerektiğini söylemek mümkün.

Mobilin Yükselişi Kullanıcı Davranışını Değiştiriyor, Bir Kuşağı Şekillendiriyor

net1

En başta sosyal medyayı ve diğer birçok mecrayı mobil cihazlarımızla takip etme devrinin doruk noktasındayız. Bu davranışımızın elbette çeşitli boyutları, beslendikleri ve besledikleri var. Mobil taraf önüne geçilemez bir hızla geliştikçe kullanıcı alışkanlıkları bu yöne evriliyor. Alışkanlıkları evrilen kullanıcıların yanında, asıl büyük potansiyel bu alışkanlığın içine doğan jenerasyon aslında. Yani, 2000 yılı sonrası doğan Z jenerasyonu. Bu kuşak dijitalin içine doğmuş, mobildeki devasa gelişmelere en yakından tanık olmuş/ olan kitle olarak; Y kuşağından çok farklı. Örneğin, Y’ler yazılı metinle iletişim kurmayı tercih ederken, Z’ler görsel iletişim kuruyor. Yine Y’ler paylaşım yaparken, Z’nin odağı o paylaşımı yaratabilmek üzerine. Bu durum içerik pazarlamasında etkileşim ve interaktivitenin öneminin hızla artmasının hem tetikleyicisi hem de bir sonucu.

Bir kuşak denildiğinde, oldukça büyük bir kitleden bahsedildiğini düşünürsek, bugünün popüler kültürünün de bu kitlenin alışkanlıklarına ve tüketim davranışlarına göre inşa edildiğini ve kendini hiç olmadığı kadar hızlı biçimde yenilediğini söylemek hiç zor değil.

Örneğin Instagram’ın kendine has dinamikleri ile kısa video içeriklere imkân tanıması ve güncelin nabzını anlık ve görsel olarak tutabilmesi yönlerini göz önünde bulunduralım. Bu yönleriyle söz konusu kuşak üzerindeki paylaşım ve etkileşim motivasyonunu ne denli yükselttiğini analiz edebilir; dolayısıyla markaların bu doğrultuda içerik üretmeleri gerektiği sonucuna rahatlıkla varabiliriz.

net2

Aynı şekilde, düz yazıların yerini İnfografik, Video, İllüstrasyon gibi içeriklerin alıyor olması da yeni bir tüketim alışkanlığının yansımasıdır. Dolayısıyla teknoloji, jenerasyonun bu teknolojiyi kullanma biçimi, buna bağlı olarak inşa edilen popüler kültür ve hepsinin totalde bir tüketim davranışına dönüşmesi; içeriğe bakış açısını doğrudan etkilemektedir.

net3

Eskiye Göre Farklı Kanallar Ön Plana Çıkıyor

Yine tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle, müşteri iletişimi için kullanılan kanalların önemi ve etkinliği farklılaşıyor. Örneğin, bundan birkaç sene önce bir şirketin e-mail pazarlama içeriği ile sağladığı geri dönüş bugün düşerken, sosyal medya içeriği ile sağladığı geri dönüş artıyor. Bir diğer örnek; reklam modellerinde Native Reklam’ın ön plana çıkması. Kullanıcının görmek istedikleri ve özellikle de görmek istemedikleri değiştikçe, içerikten beklenti de paralel olarak değişiyor ve farklı kanallara, farklı modellere birbirinden farklı anlamlar atfediliyor. Bizlere düşen bunları doğru okuyarak aksiyon almak oluyor.

Bunların yanında, Modern Pazarlama anlayışının içerisinde yer alan “Part-Time Marketer” konseptini de İçerik Pazarlaması dâhilinde kullanmanızı öneririm. Bu konsepte göre şirkette çalışan herkes ürünün, hizmetin tutundurulması konusunda birer pazarlama çalışanı gibi davranır ve bu sorumluluk bilinciyle hareket ederler. İçeriklerinizin kalıcı olarak var olabilmesi ve daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için oldukça önemli olan bu noktayı atlamayın.

Toparlamak gerekirse kaliteli içerik üretmek, günümüze hâkim kuşakları doğru okumak ve popüler kültür ile tüketim alışkanlıklarını analiz ederek bunların getirdiği kanal farklılıklarını değerlendirebilmek; artık İçerik Pazarlaması’ nın olmazsa olmazları. Tüm çalışanlarınızın içeriklerinizi savunması ve sahiplenmesi; deyim yerindeyse her birinin birer İçerik Pazarlamacısı olması da büyük bir artı.

net4

Peki, bundan 20 yıl önce 1996’da Bill Gates “Content is King” derken öngörünün de kralını yaptığının farkında mıydı? 2016’ da yarattığım içerikten, Bill Gates’e ve tüm okuyuculara;

Sevgiyle.

Hülya Özdestici