Babalar Günü Kutlu Olsun!

Merhaba sevgili okuyucu. Bugün Babalar Günü. Yıllardır çeşitli çevrelerde bu tarz günlerin kutlanmasının doğruluğu ya da yanlışlığı birçok yönüyle tartışılır. Fakat gelin görün ki, kalplerdeki sevgi, ideolojik ve sistemsel tartışmaların önüne geçer. Çünkü baba, gölgesinden güç aldığımız, kocaman yüreğiyle bizi, bize bazen hiç çaktırmadan sarmalayan bir çınardır. Bizler de, yalnız bir gün olmaması gerektiğine inansak bile, özellikle bugün onun yüzünü güldürmeyi borç biliriz kendimize.

“Herkesin hayatına kimse karışamaz.”

Herkesin çınarı kendine en mağrur, en güçlü. Nihayetinde, hemen her kız çocuğunun ilk aşkı, her erkek çocuğunun rol modeli kendi babası değil mi? Ama biz bugüne kadar, henüz televizyon böyle yozlaşmamışken çok güzel şeyler izledik. Güzel babalar gördük, kalplerimize dokunup geçtiler. Netvent olarak onlardan birkaçını birer replik ile anarak bugüne anlamlı bir iz bırakalım istedik.

 1400x400_nusretbaba

Nusret Baba-Ekmek Teknesi

Kız babası olmak zordur.

“Nusret Baba: Bu çocuğu tanıyor musun?

Songül: Tanıyorum baba.

Nusret Baba: Çayına kaç şeker attığını biliyor musun?

Songül: Bilmiyorum…

Nusret: Nasıl tanımak bu?”

1400x400_süperbaba

Fiko-Süper Baba

Yeni Türkü’nün muhteşem müzikleriyle çocukluğumuza işleyen, bizi biz yapan, daha iyi insanlar yapan Süper Baba’nın Fikret’inin minik oğlu ile gerçekleştirdiği tipik baba-oğul diyaloğu.

“Fikret: Bunlar özel okullar, bak bunlar da Anadolu Liseleri. Yavaş yavaş tercihleri yapmak lazım.

Alim: Tamam baba, ben tercihimi yaptım bile. Galatasaray’a gireceğim.

Fikret: Orta sahada oynarsın.

Alim: Olmaaz, ben golcüyüm.

Fikret: Futbol takımı değil evladım bu, Galatasaray Lisesi! Anladın mı taş kafa? Hem boşuna heveslenme, bu tembellikle öyle yüksek yerleri hayatta kazanamazsın!”

1400x400_leylailemcnun

İskender Çınar- Leyla ile Mecnun

Biz Mecnun’a ne kadar kızsak da, ona terlik fırlatmak istesek de, İskender’in baba yüreği ondaki saflığı ve yaşama tutunma isteğini görüyordu elbette.

“Benim oğlum büyüdü Ömer. Âşık olacak kadar büyüdü. Acı çekecek kadar büyüdü. O acılarını en derine gömecek kadar büyüdü. Sonra hayata yeniden tutunup, tekrar sevebilecek kadar büyüdü.”

 1400x400_vahit

Vahit-Yedi Numara

Evladı gibi sevip kanatları altına almak için biyolojik baba olmaya da gerek yoktu kimi zaman.

 “Haydar: Her evlilik sizinki kadar mutlu mudur?

Vahit: Yoldaşına bağlı. Biz Zeliha’mla yan yana yürürken, dikenleri değil çiçekleri derdik, canımız yanınca ağladık, bir yandan türkü söylemeyi bildik. Ben “pes” deyince o “hadi” dedi, o yorulunca ben sırtımda taşıdım.

Haydar: Peki geçim sıkıntısı insanı mutsuz etmez mi?

Vahit: Bilmiyorum. Biz mutluluğu ne parada ne handa bulduk evlat. Bak bugün deniz kenarında Zeliha’mla beraber çekirdek çıtlatıp çay içerken, mutluluk da bizimle masada oturuyordu sanki. “

 1400x400_yaşarustaü

Yaşar Usta- Neşeli Günler

Bir söz söylenir, on yıllarca silinmez hafızalardan. Yaşar Usta, naifliği ve ailesini kötülüklere karşı elinde avucunda ne varsa ortaya koyup korumasıyla, hepimizin gönlünde taht kurmuştu.

“Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var, her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak? Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak? Ama nasıl yakışmaz! Sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören! Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor. Ama ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum. Hıh! Sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi Saim Bey! Sen mi büyüksün? Hayır, ben büyüğüm, ben, Yaşar Usta! Sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç! Gözümde pul kadar bile değerin yok! Ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiçbir şey yapamayacaksın. Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz. Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun? Dokunma artık aileme! Dokunma çocuklarıma! Dokunma oğluma! Dokunma gelinime! Eğer onların kılına zarar gelirse ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben, Yaşar Usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni! Anlıyor musun? Vururum ve dönüp arkama bakmam bile!”

1400x400_sadık

Sadık- Babam ve Oğlum

İki kuşak boyunca babalar ve oğullarının içimize işleyen hikâyesi hala dün gibi aklımızda. Sadık babasına “Ona bir oda ver baba, gidecek hiçbir yeri yok. Bir evi olsun.” demişti.

“Deniz: Baba ben yine hayal mi görüyorum?

Sadık: Öyle olsa bile ne fark eder, böylesi daha güzel değil mi?

Deniz: Peki o zaman neden Superman değilsin?

Sadık: Çünkü sen artık büyüyorsun Deniz.

Deniz: İnsan büyüyünce hayalleri küçülür mü?

-Seni bir daha göremeyeceğim dimi?

Sadık: İstersen görmeye devam edebilirsin. Evet, belki hiçbiri şu andaki kadar gerçek olmayabilir. Çünkü sen onları kendi kafanda yarattığını bileceksin. Ama o zaman daha güzel bir şey olabilir belki. Onlara istediğin gibi yön verebilirsin. Gerçek olmasına çalışırsın.

Deniz: Bu büyümek demek değil mi?

Sadık: Evet yakışıklı, bu büyümek demek.

Deniz: Keşke büyümesem.

Sadık: Neden?

Deniz: Çünkü seni bir daha göremem.

Sadık: Büyüyeceksin Deniz, büyümek zorundasın. Büyüdüğünde beni görmeye ihtiyacın olmayacak. Bana ihtiyacın olmayacak… Yağmur yağacak, hadi sen eve gir artık.

Deniz: Sen ıslanacak mısın?

Sadık: Hayır ıslanmayacağım ve hep mutlu olacağım. Çünkü artık senin bir evin var yakışıklı.”

 

Biraz hafızanızı tazelediysek, gülümsettiysek ya da duygulandırdıysak sizi, ne mutlu. Bitirirken, Yaşar Usta gibi bir çift lafımız olacak. Türkler olarak hep sıcakkanlı, sevgi dolu, yakın ilişkiler kuran, aile bağlarına önem veren bir toplum olarak görüldük. Fakat ne yazık ki çoğu zaman, aynaya baktığımızda bunların içini dolduramadığımızı fark ettik. Bizlere, özellikle ikili ilişkilerde sevgimizi her koşulda gösterme alışkanlığı kazandırılmadı. Duygular özeldi ve özel kalmalıydı. Hala çoğu ailede babalar ve kızları arasındaki ilişki oldukça resmidir örneğin. Gelin görün ki, bu döngünün içerisinde sevdiklerimize sevgimizi göstermekten başka, bırakabileceğimiz “gerçekten” anlamlı bir eser yok. Uzun lafın kısası, bugün babanız yanınızdaysa mesafeleri kaldırın; elini tutun, sevginizi gösterin, sevdiğinizi söyleyin.

Tüm iyi kalpli babaların Babalar Günü kutlu olsun!

 

Hülya Özdestici