İnsanların Blogunuzu Okumaması İçin 4 Sebep

Her gün blogunuza yeni yazılar eklemek için saatler harcıyorsunuz. Bazen mesainizin büyük bir kısmını buna ayırıyor içerik canavarını beslemek için bütün interneti gezmeyi, yeni trendleri takip etmeyi ve yaratıcı olmayı kendinize görev biliyorsunuz. Tebrikler! Onca emeğinize karşılık blog yazılarınız istediğiniz kadar okunmuyor. İnsanların sizin ve yazılarınızın kıymetini bilmediğini düşünebilirsiniz. Ya da başka sebepler öne sürebilirsiniz, sonuç değişmeyecek. Acı ama gerçek, insanlar yazılarınızı okumuyor. Şimdi kendinize karşı dürüst olup meselenin kalbine inmenin vakti geldi.

Siz : Neden kimse blogumu okumuyor? Bunu değiştirmek için neler yapmalıyım?

 

Usta Şifu : Bunu sana 4 madde ile öğretebilirim çekirge. Beni takip et.

 

Bir bahçeniz olsaydı ve ektiğiniz hiçbir şey büyümeseydi bunun nedenini öğrenmek için araştırma yapardın. Toprağı test edecek, diğer yerel bahçıvanlar ile konuşacak ve bir sonraki ekim sezonuna kadar çözüme yönelik işlevsel bir yol bulmaya çalışacaktınız.

Dolayısıyla, blogunuza herhangi bir okuyucu ilgi duymuyorsa, bunun sebebini öğrenmenizin vakti gelmiştir. Neredeyse her durumda, aşağıdaki faktörlerin bir veya daha fazlasının okunmamanıza sebep olduğunu keşfedeceksiniz.

 

1. İlgi Eksikliği

 

Bir market veya bir blog olup olmadığınız önemli değil, insanların sunduğunuz şeyle ilgilenmemesi halinde başarılı olamazsınız. Birçok başarılı milyoner girişimci, kariyerinde daha önce çok defa başarısızlıkla sonuçlanan işlerinden sonra öğrendiği temel madde budur.

 

Başarısızlık onlara pazarın gerçekten istediği bir şeyi satmak nedir ve nasıl yapılır gibi birçok ders verdi. Evet, ürün-pazar uyumundan söz ediyoruz. Kolay olmadı hatta acı verdi onlara. Fakat hepsi başarılarının altında yatan sebebi böyle bir süreçten geçmiş olmak olarak tanımlar.

 

İnsanlar hakkında yazdığınız konular ile ilgileniyor mu? Cevabınız “hayır” ya da “bilmiyorum” ise muhtemelen bir şeyleri değiştirmeniz gerekecek. Araştırmalarınızı yapın ve kitlenizin ne ile etkileşime girmek istediğini tam olarak öğrenin. Nasıl mı? Amerikalıların bu noktada ünlü bir atasözleri var : “ Google it! ”

 

2. SEO

 

Nedenleri keşfettiniz ve insanların halihazırda ilgili olduğu konuların da neler olduğunu artık biliyorsunuz. Sıra insanların ilgisini çeken yazılar yazmaya geldi. Evet farkındayım bu noktada, sanki özgün olmaktan taviz veriyormuşsunuz gibi gelebilir. Aklınıza esen, istediğiniz konularda yazmak varken neden diğer insanlar sizin hangi konuda yazacağınızı belirliyor? Bu soruların aklınıza gelmesi normal. Unutmayın ki siz bazı şeylerin sizden önce ve çok büyük ihtimalle sizin dışınızdaki faktörler tarafından önceden belirlenmiş olduğu bir mecraya giriyorsunuz. Öncelikle zaten var olan ilgileri öğrenip lehinize çevirmelisiniz. Daha sonra yeteri kadar çevreniz ve etkiniz olduğunda kim bilir belki de trendleri siz belirlersiniz. Ağırdan almakta fayda var.

Peki nasıl ?

Arama motorları URL’lerinizi arama sonuçlarında sunmak için sizi bulabilmelidir. Bu noktada sitenizi bulunmaya hazır hale getirmeniz gerekecek. SEO ile bunu yapabilirsiniz. Günümüzün en etkili yöntemi alakalı içerikler yayınlayıp, yüksek trafiğe sahip sitelerden kendi sitenize linkler almaktır. SEO hakkında çalışmalar yapan bir çok ajansdan profesyonel destek alabilirsiniz.

 

3. Çok Az Promosyon

 

Her gün 2 milyondan fazla blog yazısı yazılıp ve yayınlanıyor. Bu, bir yıl boyunca yaklaşık olarak 730 milyon yeni içeriğin internet kullanıcılarına tanıtıldığı anlamına geliyor. Blog yayınlarını herhangi bir tanıtım yapmadan yayınlıyorsanız, yayınlarınızın, yayınlar denizinde bulunma ihtimali zayıf olur.

Tanıtım, insanların blogunuzu okumaya başlamalarında önemli bir rol oynamaktadır. Blog yayınlarınızı sosyal medya yoluyla yaymak ve markanızı sizin gibi diğer markalar ile etkileşim halinde olmasını sağlamak, bilinirliğinizi arttırırken ekosistemden kopmamanızı sağlayacak.

Facebook, Twitter , Instagram gibi sosyal medya devlerinin reklam hizmetlerini yeri geldikçe kullanmayı ihmal etmeyin. Unutmayın sadece reklamlar ile mükemmel bir ürün yaratamazsınız fakat mükemmel bir ürününüz varsa bunu reklamlar ile geniş kitlelere ulaştırabilirsiniz.

 

4. Zayıf Yazılar

 

Hiç bir blogger bu konu hakkında düşünmek istemez. Fakat sorunun sebebi basitçe, yazdıklarınızın zayıf kalması olabilir mi? Diğer bir deyişle yeteri kadar iyi yazamıyor olabilir misiniz? Olabilir, dünyanın sonu değil. Sadece şunu hatırlatalım, klavyenin başına geçip belli sayıda kelime yazmak iyi bir blog yazdığınız anlamına gelmiyor. Malesef. Yazma becerinizi geliştirerek veya yetenekli bloggerlar işe alarak ciddi bir gelişme görebilirsiniz.

 

Sonuç Olarak

 

Şimdiye kadar özetlediğimiz sorunlardan herhangi biri size tanıdık geliyor mu? Biliyoruz, kimsenin blogunuzu okumadığını itiraf etmek zor olsa da, artık kendinize karşı dürüst olma zamanı. Altında yatan sorunları anladığınızda ve gerekenleri yaptığınızda insanların ilgisini çektiğinizi ve bloglarınızın okunma oranlarında gözle görülür yükselişi fark edeceksiniz. Kaliteli içerikler ve doğru stratejiyle hedeflerinize ulaşacaksınız.

 

Hüseyin Emecan Yazar Hakkında