2018 Yılının Dijital Pazarlama Trendleri Neler Olacak?

Herkese merhaba! Yılın o meşhur zamanları yine geldi çattı 😊 Ofiste yılbaşı çekilişi yapmak ve çam ağacı süslemekten bahsettiğimi düşünüyor olabilirsiniz. Fakat meselemiz biraz daha ciddili (ay ben gülerim). Kocaman 1 yılı devirirken, önümüzdeki yılın Dijital Pazarlama trendlerini masaya yatırma ritüelini gerçekleştirmeden olmazdı. Elbette 2017’de Netvent olarak neler yaptık, önce hızlıca bundan bahsedeceğim ve hemen sonrasında 2018’in Dijital Pazarlaması’na sizlerle birlikte sağlam bir bakış fırlatacağım.

 

2017’de Netvent’te Neler Oldu?

• Yeni ofisimize taşındık,
• Ailemize 4 yeni üye kattık,
• 33 blog yazısı yazdık,
• 12 kez konuk yazar olduk,
• 15 etkinliğe katıldık,
• 23 webinar izledik,
• 2 hackathona katıldık,
• Toplamda 82 sertifika aldık,
• Toplamda 214 kitap okuduk,
• 1 kez Anıtkabir’i ziyaret ettik,
• 47 kez birlikte geleneksel Cuma kahvaltısı yaptık,
• Ekipçe Silicon Valley dizisine başladık,
• Yaklaşık 20 kedi misafir ettik 😊

 

Kısacası, bizler 2017’de Netvent ailesini biraz daha büyütüp çokça güzelleştirme yolunda emin adımlar attık. 2018’de ofisimizde diğer ajansları ağırladığımız bir etkinlik gerçekleştirmek ve kendi sosyal sorumluluk projemizi hayata geçirmek diğer maddelerin yanında temel hedeflerimiz arasında bulunuyor. Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır diyor ve lafı daha fazla uzatmadan asıl konumuz olan, 2018’in Dijital Pazarlama Trendleri’ne geçiyorum.

 

Her şeyden önce, gelecek yılın trendlerini aktarırken kullandıkları başlıklar geçtiğimiz senelerde de pazarlama/ dijital pazarlama dünyasında zaten var olan fakat bu maddeleri yeniden aktarırken ufacık bir açıklama eklemeyi bile çok gören içerik üreticilerine inat, şunu belirtmeliyim: 2018 Dijital Pazarlama Trendi olarak aktaracağım her madde yeni sayılmamakla birlikte, önümüzdeki sene içerisinde geçtiğimiz dönemlere göre evrimleşecek ve farklı kullanım alanlarında vücut bulmaya başlayacak, kullanım alanları genişleyecektir.

 

2018’de Yapay Zeka Teknolojilerini Kullanmayanları Döveceklermiş

 

Suudi Arabistan’da vatandaşlığı kabul edilen robot Sofia’nın da dediği gibi, insanlar yapay zeka teknolojileri geliştirirken sonuçlarını iyice ölçüp tartmalı, çünkü yapay zeka insanlığın sonunu getirebilir. Fakat, özellikle son yıllarda yaşanan gelişmelerle birlikte artık lüks ya da ekstrem bir teknoloji değil, bir ihtiyaç haline gelen yapay zeka yazılımlarının 2018’de de hem hayatlarımızı hem de dijital pazarlama yaklaşımlarını dönüştürmeye, daha keskin bir biçimde devam edeceği bir gerçek.

 

 

Yapay zekanın pazarlamadaki yansımaları dediğimizde, artık markaların kullandığı basit chatbot’lar falan değil kastettiğimiz. Topladığı bilgileri işleyerek, öğrenmeye sürekli olarak devam eden bir mekanizmadan bahsediyoruz. Geçtiğimiz haftalarda bizleri dinlediği öne sürülen Facebook’un -her ne kadar inkar etmiş olsa bile- bizlere Instagram üzerinden, herhangi bir arama yapmamış, yalnızca sesli biçimde cümle içinde kullanmış olduğumuz markalarla ilgili reklamlar göstermesi, Web 3.0’ın yapay zeka ile bezenmiş semantik (anlamsal) tarafına yeterli vurguyu yapmıyor mu?
Yine yakın zamanda Cambridge Üniversitesi’ndeki araştırmacıların geliştirdiği ve koyunların yüz ifadesini okuyup anlamlandırarak duygu durumlarını değerlendirebilen yapay zeka algoritması -bir sonraki adımda objenin insan olacağı düşünülürse- genel anlamda insanlık, özelde pazarlama konsepti için ne demek, farkında mısınız?

 

 

Yapay zeka yazılımları, dijital pazarlama başta olmak üzere birçok alanda markaların tüketicileri hiç olmadığı kadar detaylı analiz edebilmesini sağlayarak; hedef kitlelerin doğru tespit edilmesi ve kişiselleştirme konusunda atılımların artarak devam etmesi için 2018’de de kullanılacak.

 

Her Saniyemiz Değerli Ama “Mikro Anlar” Daha Değerli

 

Doğru zamanda doğru yerde olmak ve doğru bilgiyi vermek, doğru ihtiyacı karşılamak ve tüm bunları çok hızlı yapmak sizce neden bu kadar önemli hale geldi? FOMO (Fear of Missing Out)’yu duymuşsunuzdur. Özellikle Z Kuşağı’nın tam da merkezinde bulunduğu, gelişmeleri kaçırma korkusu. Öyle büyük bir bilgi yığınının içindeyiz ki, fiziksel çevremiz bir yana, web ve mobil üzerinden her saniye öyle yoğun bir veri akışının ortasındayız ki; bu korkuyu bir şekilde hissetmemek pek mümkün görünmüyor artık. İşte tam da bu yüzden, karşımıza çıkan sonuçların anlık, akıllı ve kişiselleştirilmiş olması bizleri psikolojik olarak rahatlatırken zaman kazandırıyor ve sonuçlarından faydalandığımız markaya güven ve sempati duymamızı sağlayabiliyor.

 

 

Yapılan araştırmalar, kullanıcıların %96’sının yemek tarifinden tutun da evdeki tadilat ihtiyacına, trafik yoğunluğunu kontrol etmekten tutun da, emlak araştırmasına kadar birçok aramayı mobil cihazlar üzerinden yaptığını ortaya koyuyor. Kullanıcıların bu anlık dürtülerle mobil cihazlarına koştukları bu anlar “mikro anlar” olarak adlandırılıyor ve markaların mikro anlara özel içerikler üreterek bu anlarda kullanıcıya ulaşabilmeleri, takdir edersiniz ki giderek daha önemli hale geliyor.

 

Devir Mikro Influencer’ların Devri

 

Influencer’lar hayatımıza hızlı bir giriş yaptı ve markaların yüzleri haline gelmeye başladı. Çünkü kullanıcı artık samimiyet ve güven aramaktaydı. Dev prodüksiyonlar, uçuk bütçeler ve über ünlülerle çekilen reklamlar neden artık eski etkisini yitirmeye başladı? Çünkü kullanıcı, reklamdaki X ünlüsünün o şampuanı kullanmadığını, Y ünlüsünün o jean’i giymediğini bilecek kadar sıkı takipteydi. Gerçek hayattan uzak, yanıltıcılığı yüksek bu reklam modelinde; bir ünlünün birden fazla markanın reklam yüzü olması da marka algısı noktasında bir kaosa yol açmaktaydı.

 

 

Sosyal mecraların tüm çıplaklığı ile ortaya koyduğu hayatların, “çok ünlüler” tarafında yansıması bu şekilde olurken; “az ünlü” ya da “ünsüz” kimselerin; özellikle de takipçi sayısı görece az olanların (mikro influencer’lar) yükselişi başladı.

 

Yapılan son araştırmalar, influencer’ların etkileşim oranlarının takipçi sayıları ile ters orantılı olduğunu gösteriyor. Bu veriden de yola çıkarak, markaların mikro infuencer’ları tercih etmeye başlamalarının temel sebepleri; micro influencer’ın ilgilendiği veya aktardığı konuyla ilgili daha niş bir kitleye sahip olması, daha samimi bulunması, bir markayı tanıtma noktasında maliyetlerinin daha düşük olması. 2018’de de kendileriyle pek sık karşılaşacağız gibi görünüyor.

 

 

Abonelik Sisteminin Engellenemez Yükselişi

 

Tüketicilerin satın alma alışkanlıkları, dikkat sürelerinin azalması ve akıllı öneri sistemlerinin gelişmesiyle evriliyor. Bir yandan markalar ve pazarlama konseptleri hiç olmadığı kadar tüketici odaklı hale gelirken; diğer yandan dijital çağın ve üretilen ürün & marka & içeriklerin hızına yetişemeyen tüketici, edilgenleşme ihtiyacı hissetmeye başlıyor.

 

 

Hem satın alım sayısını azaltmak, hem daha ekonomik bir alışveriş yapmak hem de alışverişin üzerinde çok fazla düşünmemek için abonelik sistemlerine yönelen tüketicilerin bu algısını tespit edip aksiyon alan çok sayıda marka 2017 yılında kendini göstermeye başladı. Önümüzdeki yıl bu markaların sayıca artacağından ve daha geniş sektörlere yayılacağından hiç şüphemiz yok.

 

 

VR Teknolojilerinin Peşinden Koşmayan Marka Kaldı Mı?

 

Bir teknoloji düşünün, potansiyel ve reel müşterileriniz ürün ya da hizmetinizi satın almadan önce görebiliyor, hissedebiliyor, deneyimleyebiliyor. Müşteriyle daha doğru iletişim kurabilmek ve daha doğru hedeflemeler, yatırımlar yapmak için bundan güzel bir araç olabilir mi? 2018’de de Sanal Gerçeklik (VR) uygulamalarını pazarlama tarafında oldukça sık göreceğiz.

 

 

Geldik İştah Kabartan Maddeye: Kripto Paralar

 

Gözlerde $ işaretleri belirdi mi? 😊 Kripto para mevzusunu hepimiz az çok biliyoruz. Teknik taraftan, borsasından hiç bahsetmeden pazarlama tarafındaki yansımalarına ve yükselen trendlere odaklanmak istiyorum.
Her şeyden önce kripto paranın kendi kendisini pazarlama gücünden başlayalım. Girdiğim hemen her haber sitesinin altında, “Bitcoin’le Zengin Oldu!” haber önerileri çıkıveriyor. Günden güne büyüyen bu para piyasası aslında markalar için yepyeni ve taptaze bir hedef kitlenin kapısını aralıyor. Kripto para teknolojisini kullanabilen markalar, kullanmayan rakiplerinin bir adım önüne geçecek diyebiliriz. Veri ihlallerinin ciddi seviyelere ulaştığı son zamanlarda veri gizliliğini koruyan ödeme yöntemlerine duyulan ihtiyaçla birlikte, kripto paranın markalara sağladığı fayda önümüzdeki yıldan itibaren ülkemizde kendini göstermeye başlayabilir.

 

 

Geleneksel ve Dijital Ayrımı Gözlerimizin Önünde Soluklaşıyor

 

Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz İnteraktif Pazarlama kavramı, bizlere artık dijital ile geleneksel medyanın iç içe geçmeye başladığını, hem kitlesel medyada hem de outdoor tarafta gerçekleşen pazarlama faaliyetlerinin dijital dünya ile entegre ilerlediğini gösteriyor.

 

 

Bu entegrasyonu artık yalnızca pazarlama faaliyetleri içerisinde değil, ölçümleme noktasında da görmeye başladık. Fiziksel mağazalarda tıpkı web üzerinde ölçümlemeleri yapan Google Analytics gibi işleyen; mağazaya gelen insan trafiğini, dönüşüm oranlarını, ısı haritaları veren ve farklı analizler de yapan V-Count gibi hizmetler buna güzel bir örnek olacaktır.

 

 

Pazarlama, özellikle de dijitalde pazarlama sürekli yenilenen dinamik bir yapıya sahipken; 2018’in Dijital Pazarlama Trendleri’ni tek bir blogda söyleyip geçmenin rasyonelliği yok elbette. Kısacası bunları devamlı konuşuyor olacağız. Artık geçtiğimiz yıllardan beri süregelen ve etki alanında herhangi bir büyüme olacağı öngörülmeyen “gerçek zamanlı pazarlama”, “native advertising”, “video içerik” gibi konulara değinmiyorum bile. “Bu yıl mobilin yılı olacak!” da demedim fark ettiyseniz. Daha ufuk açıcı gelişmeler ve üzerinde düşünmeye değer gördüğüm trendler ile, başka bir yazıda yine bir arada olacağız. Sizlerin geri bildirimlerini de dört gözle bekliyorum.

 

Sevgiyle.

Hülya Özdestici