2020 Yılında Öne Çıkan SEO Trendleri

Okuma süresi: 9 dakika

 

Her yıl ortaya çıkan yeni işletmeler ve veriye ulaşma hızının artışı rekabet piyasasını da keskinleştiriyor. İşletmelerin daha iyisini, daha hızlı ve daha az maliyetli şekilde sunma çabası; arama motorunun da arama algoritmalarını değiştirmesini gerektiriyor. Bir işletme olarak Google, kendi kullanıcılarına en doğru ve güvenilir sonucu vermek için de her yıl arama algoritmalarında yüzlerce güncelleme yapıyor. Bu değişikliklerin çoğunluğu küçük çapta da olsa yüksek trafik alan bazı ulusal gazetelerin etkilendiğini sıklıkla duyuyoruz.

 

Bu yazımda değişen arama algoritmalarına göre, 2020 yılında daha çok konuşacağımız SEO trendlerini listeledim.

1. Sesli aramalar krallığını ilan etmek üzere.

 

Araştırmalara göre sadece 2017 yılında tam 33 milyon sesli arama sorgusu gerçekleştirildi.
Mart 2019’da elde edilen verilere göre, mobil sorguların %20’sinin sesli aramalar olduğunu gösteriyor. 2020 yılında ise gerçekleştirilecek arama sorgularının toplamda %50’sinin sesli arama olacağı öngörülüyor. Amazon, Microsoft ve Google gibi devlerin; sesli arama fonksiyonellerine yaptıkları yatırımları da göz önünde bulunduracak olursak, sesli arama gün geçtikçe daha popüler hale gelecektir. İnsanların sesli arama cihazlarını kullanarak gerçekleştirdiği sorgular ile klavyeleri aracılığıyla yaptıkları arama sorgularındaki niyetlerini ve bu sorguların uzunluklarını unutmayın. 2020 yılında odaklanılması gereken ilk konu, web sitenizin sesli aramalara odaklanması.

 

Not: Sesli arama sorguları, kelime sorgularından daha uzun. Buna göre long tail kelime kurgularına odaklanmak, sesli aramalarda sonuç almak için en doğru yöntem.

Google’ın duyurduğu BERT güncellemesi de bunun ilk adımı olarak gösterilebilir. Zira Google, ilgili güncelleme sayesinde kullanıcıların yaptıkları sesli aramalara odaklanacağını, konuşma dillerindeki niyetleri anlamaya çalışacağını duyurmuştu. Bundan ötürü 2020 yılında uzun kuyruklu kelime sorgularına odaklanmamız doğru olacaktır.

 

2. Dinlenebilir, sesli içeriklerin tam zamanı!

Yukarıdaki verilere bakacak olursak, sesli içeriklerin önemi git gide daha da artacak. Amerika’daki kullanıcıların sesli içerikleri tükettikleri alanları gördüğümüzde tabloda ilk üç sırada yer alan kavramlar bizleri şaşırtmadı. Lakin, alışveriş listelerini bu sıralamada dördüncü sırada görmek, sesli aramalar ve bu konuda üretilen arama sorgularına verilecek yanıtların hangi noktalara evrileceğinin en bariz göstergesi.

Google Trends raporlarına göre sesli içerik türlerinden olan podcastlerin, blog konusuna göre yükseliş oranlarını görebiliyoruz. Yükselen teknolojiler sayesinde ses tanıma organları bugün çok daha güçlü duruma gelmiş durumda. Öyle ki Google’ın ses tanıma motoru % 95 doğruluğa ulaştı. Ayrıca, sesli arama kullanımı gün geçtikçe daha çok artıyor.

 

 

3. Featured Snippet, “Kullanıcılar bunu da sordu.” ve Rank 0 dönemi.

 

Google’ın kullanıcılarının arama sorgularına daha hızlı yanıt verebilmesi için ortaya çıkardığı bu kısım web sitelerinin trafiklerini etkiliyor olsa da kullanıcı odaklı bir alan olduğu su götürmez bir gerçek. İlgili alan sayesinde, kullanıcılar web sitesine girmeden doğrudan gerçekleştirdikleri sorguların yanıtlarını arama motoru üzerinden elde edebiliyorlar.

 

Ahrefs’in ortaya koyduğu raporda, toplamda 2 Milyon arama sorgusu üzerinde gerçekleştirilen araştırmada bu kısımların ne kadar değerli olduğunu gösterir nitelikte.

 

Ayrıca Neil Patel’in konu hakkında, sıkça sorulan sorular kartları ile ( FAQ Page ) ile kazandığı trafik yöntemini de işletmeniz için uygulayabilir, bu sayede tıklama oranınızı hatrı sayılır şekilde arttırabilirsiniz.
Ek bir bilgi olarak yapılan araştırmalara göre, taranan 10.000 websitesinden bu işaretlemeyle CTR oranlarını arttıran web sitesi sayısı: 17.

 

4. Google BERT’e adapte olmak.

 

Dost acı söylermiş. Google güncellemelerine göre yeni aksiyonlar almak, bugün günümüzün kanayan yarası. Yeni güncellemelerle birlikte web site yöneticileri, yaşadıkları trafik düşüşlerine karşı panikle site içinde aksiyonlar alabiliyor. Google Webmaster forumlarında düzenlenen webinarlarda da en sık yapılan hatalarından biri de bu olarak gösteriliyor.

Site yöneticilerinin hata sandığı doğru bir aksiyonu, değiştirmeleri, kaldırmaları.

Google, bu konuda web site yöneticilerine “sorun olmayan şeyleri yanlışlıkla değiştirmeye” çalışmamalarını öneriyor.

Peki Google, temel güncellemelerin ardından toparlanma konusunda ne söylüyor? Toparlanmak mümkün mü?

Küçük bir sır: Google, bu tip güncellemelerin ardından eskisi gibi olan trafik hacminize ulaşmak içim için hiçbir şey yapamayacağımızı şu tweetinde özetliyor.

Arama motoruna göre, sitelerin hızla toparlanmasını sağlayan maalesef kısa bir çözüm yok.

 

Arama motoru duyurduğu bu değişiklikle bir kez daha gösteriyor ki, Google; işletmelerin kendi güncellemelerine göre değil; kullanıcılara göre içerik stratejilerinin geliştirmeleri gerektiğini tavsiye ediyor. BERT, 2014 yılından bu yana gerçekleştirilen ilk büyük arama algoritma güncellemesi. Kullanıcıların konuşma dillerine odaklanacağını duyuran Google’ın, işletmelerden de bu yönde bir ilerleme beklediğini söylemek durumundayım.

Markanız için bir içerik oluşturmadan önce arama motorunda küçük bir araştırma yapıp, ilgili sorgula gruplarını bire birde kendinizin gözlemlemesi olumlu bir yaklaşım olacaktır. Buna göre söz konusu anahtar kelime için, ilk sayfasında yer alan 10 içeriğin sıralamasını ve neye göre listelendiğini daha net görebilirsiniz.

 

 

5. Kullanıcılar yeni dijital deneyimler görmek istiyor.

Bugün şirketlerin %44’ü sağlıklı bir müşteri tecrübesi oluşturmak için ilk olarak dijital yaklaşımın önemli olduğunu düşünüyor.

Şirket CEO’larının %56’sı da bu tip dijital deneyim kurgularının gelirlerini arttırdığını belirtiyor.

Bugün isterseniz etki değeri inanılmaz bir içerik kurgulasanız da eğer bu projeye ev sahipliği yapan web sitenizin mobil açılış hızı beklenen sürede değilse, maalesef hakettiğiniz sıralamada yer alamayabilirsiniz.

Aynı şekilde kullanıcılarınızın anlamlandıramadığı bir arayüzünüz varsa, bu içeriğiniz yine pek bir değer ifade etmeyecektir.

Günümüzde başarılı olmak isteyen işletmeler, sundukları bu dijital müşteri deneyimlerinin, arama sıralamasını etkileyeceğini anlıyor. Zira yalnızca iyi bir kullanıcı deneyimi sunan web sitelerinde kullanıcılar zaman harcıyor. Kullanıcıların hemen çıkış yaptığı sayfalar arama motoru tarafında da fark edildiği için herhangi bir saygınlık kazanma durumu oluşmuyor.

 

Kullanıcı deneyiminizi, müşterilerin ihtiyaç duydukları bilgileri bulmalarına yardımcı olmaya odaklayın ve ziyaretçilerinin bir sonraki adıma geçmelerini kolaylaştırın.

 

Doğru kullanıcı deneyimini sağlamak için, ziyaretçilerinizin anlamadıkları karmaşık kelimeleri kullanmayın. Mesajlarınızın doğru ve net olmaması nedeniyle, hemen çıkma oranını da artırıyor ve sitenizin arama görünürlüğü de olumsuz yönde etkileniyor.

 

 

6. Google’ın video sevgisi devam ediyor.


Google, yine kendi iştiraki olan Youtube mecrasından videoları öne çıkarmayı her zaman sevmiştir. Ürünleri arasındaki dayanışmayı her fırsatta gösteren Google, kullanıcı sorgusunun niyeti ve ilgili kelime grubunun bulunduğu kategoriye göre; video, görsel ya da yazı içeriklerini sunuyor.

Forrester Research’ün bir araştırmasında; bir video içeriğinin, arama sorgusunda listelenen sonuçların ilk sayfasında; düz metin içeren bir web sayfasına göre görülme olasılığı, 50 kat daha yüksek olduğu açıklanmış. Google’da gerçekleştirilen aramaların % 62’sinde, video sonuçları gösterildiği de görülüyor.

 

Bu bilgiden yola çıkarak, web sitenizdeki mevcut içeriği destekleyen YouTube videoları her zaman rakiplerinizden ayrışmanızı sağlayacaktır. Daha fazla trafik elde etmek için de web sitenize videolar yerleştirebilirsiniz. Bu sayede arama sonuçlarında görünme ihtimalinizi de arttırmış oluyorsunuz.

 

7. İçeriklerinizin uzunluğu ve tıklanma oranları, sıralamanızı da etkiliyor.

 

Yüksek kaliteli içerikler, ilk sıraya konumlanmanızda etkin rol oynayabilir. Elbette rakiplerinize göre sıralama noktasında bir çok parametre mevcut. Lakin uzun içerikler ve uzun içeriklerin sayısı sıralamanızı da doğrudan etkiliyor.

 

Bir blog gönderisinin ideal uzunluğu hakkında pek çok tartışma var.
Bu sayılar işletmeninin rekabet ettiği alandan alana göre değişse de araştırmalar, ilk 10 sonucun ortalama uzunluğunun en az 2.000 kelime olduğunu gösteriyor.


Bunun nedeni; uzun biçimli, yüksek kaliteli içeriğe sahip web sayfalarının daha fazla görünürlük elde etmesinden kaynaklı.

 

Uzun makaleler bekleme süresini artırır ve bu da Google’a kullanıcıların içeriğinizi değerli bulduğu algısını sunar. Siz Google’ın kullanıcılarını memnun ettikçe, arama sorgusu için sıralamanız da yükselmeye başlıyor.

 

 

8. Mobil aramalar yükselmeye devam ediyor.


İnternet kullanıcılarının %87’si bugün cep telefonlarını kullanıyor, işlemlerinin de %40’ını bu mobil cihazlardan gerçekleştiriyor. Google, mobil arama deneyimini geliştirmek için 1 Temmuz 2019’da mobil-first indekslenme durumuna geçiş yaptı. Kısaca, içeriklerinizi mobil cihazlar için optimize etmediyseniz, arama sonuçlarından saygınlık görmek hayalcilik olur.

İlgili içeriklerinize özel hazırlayacağınız video ve diğer sesli içerikleri web sitenize eklemenizle sayfada geçirilen süreleri arttırabilir ve kullanıcılarına daha benzersiz bir deneyim sunabilirsiniz.

 

 

Özetle,

Arama motoru optimizasyonu aslında bir algoritmaya göre düzenleme durumu değil. Sadece kullanıcıların sorgularına, arama niyetlerine adapte olma durumu. Bugünün SEO’sunda başarılı olmayı; hem çevrimdışı hem de çevrimiçi pazarlama stratejileri gerektiren bütünsel bir süreç olarak görüyorum. Potansiyel müşteri kazanımında da bir strateji olarak SEO’ya yatırım yapmalı ve artan reklam maliyetleri karşısında dönüşüme daha yakın olan organik kullanıcı kazanımı, dijital pazarlamada ilk strateji olmalıdır.

 

 

 

No Comments

Post a Comment