Görsel Algılamada Renk Olgusu

Işığın cisme çarptıktan sonra yansıyarak gözümüzde bıraktığı etkiye renk denir.

İnsan gözü yaklaşık 400nm ile 800 nm (Fizik biliminde elektromanyetik dalga uzunluğunun ölçeği nanometre (nm) olarak tanımlanır. 1nm=10m’dir. ) arası dalga boyu uzunluğundaki ışığı ve dalga boyları arasındaki renkleri açıklık ve koyulukları algılayabilmektedir. Buna karşın mor ötesi(ultraviyole) ışınlar göz tarafından algılanamamakla beraber, varlığı beden üzerinde yarattığı kahverengileştirici özelliği nedeniyle bilinmekte olup fotokimyasal olarak belirlenebilmektedir. (Kaynak.T., 1995)

shutterstock_128857243

Işığın ve renklerin gösterdiği fiziksel özelliklerin yanı sıra, biyofizyolojik ve psikolojik etkileri de bulunmaktadır. Bu bağlamda, örneğin kırmızı rengin uyarıcı, sinir gerici bir özelliğinin bulunduğu, mavi rengin ise yatıştırıcı ve dinlendirici biri etki yaptığı genellikle kabul edilmektedir.

shutterstock_155340758

Günümüze kadar devam eden süre içerisinde renk olgusu ve renksel algılama insanların ilgisini her zaman çekmiştir. Renk konusunu inceleme, doğayı incelemekle başlar. Çevresindeki doğal olayları ve nesneleri mantık çerçevesinde inceleyen insan, her şeyin renkli olduğunu görerek, renk olgusunu hayal gücü doğrultusunda açıklamaya çalışmıştır. Gökkuşağı gibi renkle ilgili doğal olaylar hakkında öyküler anlatılmıştır. Renk konusunda ileri sürülen ilk düşünceler, Galileo Galilei, Johann Kepler, Descartes, Franciscus Maria Grimaldi, Robert Boyle, İsaak Newton gibi bilim adamlarımın çalışma ve teorileri ile devam etmiştir.

 

Önceleri, büyü, sihir, masal ve inançla bütünleşmiş olan renklilik zamanla kendi değer ölçütlerini oluşturmuştur. Bu bağlamda her rengi üç temel sisteme göre ayırmak ve değerlendirmek mümkündür:

  1. Ton (Bir rengini aydınlık-karanlık veya beyaz-siyah karışım değerleridir.)
  2. Nüans (Bir rengin bir başka renkle karışım değerleridir.)
  3. Doygunluk (Bir rengin saflığı.)

shutterstock_214869178

Genelde gözümüz, on bin renk değerini iyi olarak ayırabilse de, renk değerlerini anlatan sözcükler tüm dillerde yirmi, yirmi beş arasında değişmektedir. Örneğin; Türkçe’de renk adı olarak kullanılan: kırmızı, pembe, eflatun, mavi, lacivert, siyah, beyaz, haki gibi sözcükler dışında, diğer renk değerlerini anlatan yumurta sarısı, kahve rengi, bayrak kırmızısı, nar çiçeği gibi benzetmeler de kullanılmaktadır.

 

Renklerin birey tarafından algılanması, daha çok psikolojik duygularla ilintilidir. İnsan farkında olmasa da, içinde bulunduğu durumu, iç dünyasını, o sıradaki duygularını seçtiği renkler aracılığı ile ortaya koyar. (Çoşkuner,S., 1995)

 

Nesneler ile renkleri arasındaki organik bir bağ bulunur. Örneğin, bir nesnenin rengi, içinde bulunduğu ortamın aydınlığına göre değişse bile, o nesnenin rengi ile olan ilişkisi değişmez. Nesneler görsel olarak daima renk ve biçim bütünlüğü ile tanımlanır. Biçim renkten daha etkin bir iletişim aracı olarak önde görülse de, renk biçimi tamamlayan, ona görsel kimlik kazandıran vazgeçilmez bir unsurdur. Buna bir önceki yazımızda “Renk ve Parlaklık Değişmezliği” demiştik.

Renklerin bireylerin çeşitli psikolojik dürtü, güdü ve ihtiyaçları üzerinde de etkili olduğu yapılan çeşitli deneylerle ortaya çıkmıştır. Bu tür etkilere örnek olarak, açlık, susuzluk, cinsiyet, temizlik, annelik(şefkat), prestij (saygınlık) çağdaşlık ve profesyonellik gibi özellikler sayılabilir. Örneğin; açlık duygusu üzerinde turuncu, açık sarı, kırmızı, açık kahve rengi ve kırmızının olumlu etki yaptığı belirlenmiştir. Bunun için McDonalds, Burger King, KFC gibi markalar genellikle bu tonları kullanarak bir marka algısı oluşturmuşlardır. Yeşil, mavi ve beyazın temizlik ve sağlık duygusunu etkilediği görülmüştür. Domestos, Ace, Cif gibi temizlik ürünü üreten markalar bu renkleri tercih etmişlerdir. Pastel tonlarının annelik ve şefkat duygusu çağrıştırdığı saptanmıştır. Johnson’s Baby, Prima gibi markaların çoğu pastel tonlarını kullanmışlardır.

logolar

 

Renklerin reklam uygulamaları açısından diğer önemli etkileri de şunlardır:

  1. Markanın fark edilme ve tanınmasını sağlar.
  2. Logonun okunaklılığını arttırır. Renkler kelimelerin, amblemlerin, logo ve diğer yazılı metinlerin okunaklılığını arttırarak, ilgi ve dikkat çekici bir etki yapar.
  3. Markaya kişilik kazandırır. Her marka müşteri açısından taşıdığı renk kombinasyonu ile algılanır ve hatırlanır.
  4. Markanın tanınmışlığını arttırır. Bir markaya özgü renkler, benzer markalar kombinasyonu ile algılanır ve hatırlanır.
  5. İkna gücünü arttırır. Renkler uyandırdıkları psikolojik etkiler nedeniyle, bir ürünün daha taze, daha canlı görünmesini ya da hoşa gitmesini sağlayabilir. Örneğin: yeşil bir zemin üzerinde bir parça et daha kırmızı ve iştah açıcı görünebilir.
  6. Ürünlerin tüketiciler tarafından fark edilmeleri, özellikle raflarda kolaylıkla bulunmaları açısından önem taşır. Bu nedenle sarı, turuncu, kırmızı gibi sıcak renkler ürünlerin kolay fark edilmesini sağlar. Bu sayede tüketicinin o ürünü kolay fark edip satın alması sağlanır. Pazarlamada renk çok önemlidir. Bununla ilgili olarak daha önce Netvent blog’da; Pazarlamada Renklerin Psikolojisi adlı 4 yazıdan oluşan bir seri yayınlamıştık. Yazılara şu linkten ulaşabilir. Renklerin anlamları hakkında daha fazla bilgiye sahip olabilirsiniz.shutterstock_68538139

 

 

Beril Karabulut Yazar Hakkında